ÖNEMLİ BİR TAVSİYE

 

 

Sevgili arkadaşlar, usta romancı Dostoyevski'nin eserlerini aşağıda yazdığım çevirmenlerden

okumanızı özelliklikle tavsiye ediyorum. Bu isimler Rus edebiyatından yaptıkları

özgün çevirilerle bu alanda öncü olmuş isimlerdir.

 

1. Mehmet Özgül - İletişim yayınları

2. Ergin Altay - İletişim yayınları

3. Nihal Yalaza Taluy - M.E.B. yayınları

 

Yorum (1) Yorum yaz!

DOSTOYEVSKİ'DEN GÜZEL SÖZLER

 

 

DOSTOYEVSKİ

 

Tanrı yoksa her şey mübahtır.

 

Günah günah olduğu için acı vermez, acı verdiği için günah günahtır.

 

Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmazlar.

 

Çocuk, dünyanın en büyük saadetidir.

 

Çocukları seven hayatı da sever.

 

Evlenme, boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikâh sağlam kalmazdı.

 

Gözyaşları kurur.

 

Hayata yeniden başlasaydım, saniyelerin nabzını tutardım.

 

Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız ana baba evinden kalan hatıralarımızdır.

 

İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur.

 

İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür.

 

İnsanların saadet kadar felakete de ihtiyacı vardır.

 

İster tatlı, ister acı olsun, hatıra insana ıstırap verir.

 

Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır.

 

İnsanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan evladır.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

BÜTÜN ESERLERİ

 

Dostoyevski'nin 30 edebi eseri yayımlanmıştır. Yazılış tarihine göre:

 

1. Bednye Lyudi (İnsancıklar - Poor Folk) 1846
2. Dvoynik (Öteki) 1846
3. Gospodin Prokharçin (Bay Prokharçin) 1846
4. Roman v Devyati Pismakh (Dokuz Harfte Roman) 1847
5. Khozyavka (Ev Sahibesi) 1847
6. Polzunkov 1848
7. Slaboye Serdtse (Bir Yufka Yürekli ) 1848
8. Çujaya Jena i Muj Pod Krovatyu (Başkasının Karısı) 1848
9. Çestni Vor (Dürüst Hırsız ) 1848
10. Yolka i Svadba (Noel Ağacı ve Düğün) 1848
11. Belye Noçi (Beyaz Geceler) 1848
12. Netoçka Nezvanova 1849
13. Malenki Geroy (Küçük Kahraman) 1849
14. Dyadyuşkin Son (Amcanın Rüyası) 1859
15. Syelo Stepançikovo (Stepançikovo Köyü ) 1859
16. Unijennye i Oskorblyonnye (Ezilenler) 1861
17. Zapiski iz Myortvogo Doma (Ölüler Evinden Hatıralar) 1860-1862
18. Skverni Anekdot (Tatsız Bir Olay) 1862
19. Zapiski iz Podpolya (Yeraltından Notlar) 1864
20. Krokodil (Timsah) 1865
21. Igrok (Kumarbaz) 1866
22. Prestplenye i Nakazanye (Suç ve Ceza) 1866
23. Idiot (Budala) 1868
24. Veçni Muj (Ebedi Koca) 1870
25. Besy (Ecinniler) 1871
26. Podrostok (Delikanlı) 1875
27. Krotkaya (Nazik bir Yaratık) 1876
28. Mujik Marey (Köylü Marey) 1876
29. Son Smeşnogo Çilavyeka (Gülünç bir Adamın Rüyası) 1877
30. Bratya Karamazovi (Karamazov Kardeşler) 1879

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

HAYATI

 

 

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (1821 - 1881)

 

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski 30 Ekim 1821’de Moskova’da babasının bir doktor olarak görev yaptığı Yoksullar Hastanesi’ne ait bir apartmanda doğdu. 1837’de annesinin ölümünün ardından babasının yanından ayrılarak St. Petersburg’a taşındı ve orada Askeri Mühendislik Okulu’na kabul edildi. Bir sınıf arkadaşı onun için “sürekli kendisini ayrı tutardı, hiçbir zaman arkadaşlarının eğlencelerine katılmazdı, ve genellikle bir köşede elinde bir kitapla otururdu” diye anlatıyordu. Yurtluğunda düzensiz bir yaşama çekilmiş olan ve oğluna düzenli bir gelir sağlamayı reddeden babasının tutumu Dostoyevski’nin bu hastalıklı içe-kapanıklığını daha da ağırlaştırdı. Bir keresinde, Dostoyevski babasına ilgisizliği yüzünden hakaret dolu bir mektup gönderdi; ama baba Dostoyevski yanıt vermeye fırsat bulamadan serfleri tarafından öldürüldü. Ailesi içerisinde söylendiğine göre, daha sona ona bütün yaşamı boyunca acı çektiren sara nöbetlerinin ilkini bu dönemde geçirmişti.

 

Mühendislik Okulundaki sınavlarının ardından, Dostoyevski üsteğmenliğe getirildi. Ama 1844’de cebinde üzerine “sivil giysi alacak parası” bile olmayan Dostoyevski kendini yazın sanatına adamak için görevinden ayrıldı. 1846’da ilk romanı İnsancıklar’ın çıkışıyla, genç yazarlar arasında en büyük gelecek vaadedeni olarak görüldü. Eleştirmen Belinsky aracılığıyla “birçok önemli kişi” ile tanıştı ve “yazın dünyasında nasıl yaşanacağı konusunda kapsamlı bir ders” aldı. Ne var ki başarısı kısa sürdü. İnsancıklar’ı izleyen birkaç romanı kötü eleştiri aldı ve Dostoyevski, Belinski’nin salonundan uzak durmaya başladı, çünkü orada özellikle daha önceleri ona karşı “dosttan da öte” olmuş olan Turgenyev’in de katıldığı sürekli alaylara konu ediliyordu.

 

Ama bu sırada başka bir küme ile ilişkisini sürdürdü. Petrashevski’nin öncülüğündeki gençlerden oluşan bu kümedekiler, Fransız toplumcularını incelemek ve Rusya’daki toplumsal ve politik reformları tartışmak için biraraya gelmiş ilericilerdi. 1848’i izleyen tepki dalgasında “Petrashevski çevresi”nin üyeleri tutuklandı ve yalancı idam ile sonuçlanan bir soruşturmadan sonra Dostoyevski, Omsk’ta bir ceza kolonisine gönderildi. Hapisanede, “yeraltına gömülü bir insan” gibi yaşadığını yazdı. “Yakınımda içten bir konuşma yapabileceğim tek bir varlık” yoktu. “Soğuğa, açlığa ve hastalığa dayandım. Ağır işlerden sıkıntı çektim, ve salt iyi bir aileden geldiğim için bana diş bileyen mahkumların nefreti sürekli üzerimdeydi.” Bu acılı durum sarasını daha da ağırlaştırdı ama “kendi içime kaçış ... meyvalarını verdi.” 1854’de cezasını tamamlamak için bir asker olarak Semipalitinsk’e gönderildi. Beş yıl sonra, arkadaşlarının yardımı aracılığıyla cezası kaldırıldı.


St. Petersburg’a dönüşü üzerine Dostoyevski, Ölüler Evi ve Ezilenler’i yayınladı. Aynı dönemde ağabeyi Mikhail ile birlikte Zamanlar adında başarılı bir dergi kurdu. Ne var ki 1863’te bir yanlış anlama sonucunda hükümet tarafından kapatıldı. Dostoyevskilere yayınlarının adını değiştirerek Çığır adı altında yeniden çıkarma izni verildi, ama yeni yayın kamunun dikkatini çekmeyi başaramadı. 1846’da Mikhail öldü ve yaklaşık bir yıllık bir çabadan sonra Dostoyevski dergiyi yayımlamaya son verdi. Kendini borçların altında ve ağabeyinin ailesini geçindirme sorumluluğu karşısında buldu.

 

Çığır’ın başarısızlığı Dostoyevski’nin daha sonraki tüm çalışmasında izini bırakan bir kişisel bunalımla çakıştı. Sibirya’dayken akıllı ama ahlaksız bir okul öğretmeninin dul karısı olan Maria Dimitrievna Isaev ile evlenmişti. Evlilik ikisine de mutluluk getirmedi ve St. Petersburg’a döndükten kısa bir süre sonra Dostoyevski, Polino Suslova adında kösnül ve saldırgan bir kadınla yakın ilişkiye girdi. Polino Suslova onun çalışmasını ciddi bir şekilde etkilemiş ve kumara karşı sinirceli tutkusunu kışkırtmış gibi görünür. Polina ile birlikte Rusya’dan ayrı olduğu bir sırada Dostoyevski’nin karısı hastalandı ve ağabeyinin ölümünü üç ay önceleyen ölümü onu Yeraltından Notlar (1864) olarak bilinen itirafı yazmaya götürdü.

 

İzleyen yıllarda Dostoyevski sürekli sara, yoksulluk ve kumarbazlığına eşlik eden bir endişenin sıkıntısını çekti. Parasal yükümlülükleri yüzünden yayıncılarla yıkıcı sözleşmeler imzaladı ve onlar tarafından Suç ve Ceza (1866) ve Kumarbaz (1867) gibi yapıtları olağanüstü bir hızla yazmaya zorlandı. Bunlardan ikincisi üzerinde çalışırken Anna Grigorievna Snitkin adında bir sekreter tuttu ve aynı yıl onunla evlendi. Romancı olarak başarısı alacaklılarının bir bölümünü susturmasını sağladı, ama bu “diğerlerini o kadar kızdırdı ki” suçlamalardan kurtulmak için St. Petersburg’tan ayrılmak zorunda kaldı. “Her zaman yabancı bir ülkede bir yabancı” olacağı yakınmasına ve “yazma yeteneğini bütünüyle yitireceği” korkusuna karşın, yurtdışında yaşadığı dört yıl yaşamının en üretken yılları oldu. Cenova ve Vevey’de Budala’yı (1868-69); Dresden’de Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler’i (1871) yazdı.

 

Sürgündeyken Dostoyevski “gazete gibi bir şey” çıkarmayı ve bu yolla kanıları konusunda “bir kez olsun son sözü söyleyebilmeyi” tasarlıyordu. Tasarısını 1876’da Bir Yazarın Günlüğü’nün basımıyla uygulamaya koyuldu. Bunda Zamanlar’da başlatmış olduğu ulusal ve demokratik Hıristiyanlık öğretisini genişletti. Bu etkinliğinin sonucunda bir gazeteci olarak sözü geçer biri oldu ve son yıllarını göreli olarak daha iyi bir ortamda geçirdi. 1877’de Büyük bir Günahkarın Yaşamı adında çok büyük bir diziyi oluşturmak için yayıma ara verdi. Bu “bütün yaşamım boyunca bana bilinçli ya da bilinçsiz olarak işkence etmiş olan” Tanrı’nın varlığı sorunuyla ilgili bir çalışmaydı. Bitirdiği çalışmanın biricik bölümü olan Karamazov Kardeşler 1880’de basıldı.

 

O yıl Rus Yazını Dostları Toplumu’nun Moskova’daki Puşkin anıtının açılışında konuşma yapması için onu çağırısıyla çağdaş ünü doruğa ulaştı. Konuşmayı bitirdiği anda, “batılı” düşünceleri uzun süre kişisel çatışma kaynağı olmuş olan Turgenyev bile “beni öpücüklere boğmak için yanıma geldi ... ve yineleyerek büyük işler yaptığımı bildirdi” diyordu.

 

Dostoyevski sonraki yıl 28 Ocak’ta öldü. Cenazesi toplumsal bir gösteri için fırsat oldu.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!